top of page
Yazılarım


Tanıklığın Politikası
Zamanın taşıyıcısı olarak insan... İnsanın kendine dair düşüncesi, çoğu zaman bir nehrin kıyısında bekleyen bir taş gibi, zamanın sularından geçerken şekillenir. Zaman dediğimiz şey, yalnızca saatlerle ölçülen, takvimlere bölünen bir unsur değildir; o, aynı anda hem bir duygu, hem bir ağırlık, hem de taşıması bazen imkânsız bir hatıradır. Kimi zaman bir çocuğun gözyaşında saklanır, kimi zaman yaşlı bir ağacın gövdesinde açar. Yeryüzünde nefes alan canlıların içine işler.
14 Mar3 dakikada okunur


Zamanın Kalp Atışları
Nükleer saldırı tehdidi ve havası, her zaman zihnimizin bir yerini kurcalıyor. Özellikle dünya ve canlılar, medeniyetler ve uygarlıkların düşünen insanları, bu tür savaşların büyük bir felakete yol açacağını biliyor. Bana göre, nükleer tehlikeden daha büyük ve daha derin bir süreç yaşanıyor. Bu süreci görmemizi istemeyen politikacılar, siyasetçiler ve diplomatlar, hep aynı eski hikâyeyi bize yeniden sunuyorlar. Çünkü bu tür korku ve endişe yayan haberler, asıl dikkate almamız
10 Mar2 dakikada okunur


Savaşa Karşı Barışın Dili
Ortadoğu… Haritalarda bir bölge adı gibi görünür, ama gerçekte insanlığın belleğinde derin izler bırakmış bir hatırlama biçimidir. Bu topraklar, sabah güneşini karşılamaktan çok, sırtına düşen bombaların gölgesiyle çaresiz kaldı. Aynı nehirlerden su içen, aynı yıldızlara bakan, aynı masallarla büyüyen halklar bugün birbirine sadece düşman olarak bakıyor. Savaş, bu coğrafyada ne ilktir ne de son olacak olandır. Ama her savaş bir çocuğun adını unutturur dünyaya.
5 Mar3 dakikada okunur


Barış İçin Sessiz Odak, Sağlık ve Acil Seferberlik
Dünya, tarih boyunca büyük savaşların, göçlerin ve sosyal çöküşlerin ardından salgın hastalıklarla karşı karşıya kaldı. Çoğu zaman savaşların yıkıcılığı, geride kalan asıl tehdidin, yani çökmüş altyapıların, hijyen eksikliğinin ve sağlık sistemlerinin çöküşünün üzerini örttü. Salgınlar, savaşların görünmeyen yüzü oldu. 1347 yılında Avrupa’da yayılan ve Kara Ölüm olarak bilinen veba salgını, yetersiz temizlik, kötü yaşam koşulları ve yaygın yoksullukla birleşerek milyonlarca i
4 Mar4 dakikada okunur


Yalnızlıkta Çoğalanlar
Dünyanın sesi öylesine yükselir ki, insan kendi içindeki sessizliği yitirir. Kalabalıkların içinde savrulurken, aidiyet arzusu kör bir tutkuya dönüşür. Fakat gerçek varlık, o karmaşanın dışında, sessizliğin kıyısında, kendi içine çekildiği anda başlar. Kendisiyle yüzleşen, o sessiz adımı atan kişi, hakikatin kapısını aralar. Geri çekilmek, yenilgi değil; çoğalmanın, varoluşun başlangıcıdır. Dış dünyadan uzaklaşıp sessizliğe çekilmek pek çok kez yanlış anlaşılır; eksiklik ya d
26 Şub2 dakikada okunur


Yaşam Bir Sevdadır
Bu sevda öldürmez; yaşatır. Yaşam çoğu zaman bir mücadele gibi anlatıldı bize. Hayatta kalmak, kazanmak, direnmek... Oysa yaşamın kendisi bir sevda olabilir. Bir mücadele değil, bir bağ; bir sahiplenme değil, bir devamlılık. Ve bu sevda, insana yük değil, can verir. Çünkü insan, gerçekten yaşamaya ancak sevebildiği kadar başlar. Yaşam çoğu zaman bir mücadele gibi anlatıldı bize. Hayatta kalmak, kazanmak, direnmek... Oysa yaşamın kendisi bir sevda olabilir. Bir mücadele değil
24 Şub2 dakikada okunur


Dediğin Gibi Karanlık Işık Balığı
Hareketin sebebi nedir? Denizde yumurtasından yeni çıkmış bir balığın hareket etmesi, ya da yuvasından yeni uçmuş bir kuşun bir dala konması, sonra oradan yeniden gökyüzüne yönelmesi... Bu ilk hareketi başlatan nedir? Ve senin bana “Rüzgar hangi düş bahçesinden estiyse…” diye sorman gibi — bu cümleye verdiğim karşılık bir soruyla olduysa, hareketimizdeki o kıvılcım nereden doğdu? Karanlığın içinde bir hareket başladı. Yumurtadan yeni çıkmış bir balık gibi, gökyüzüne ilk kez k
20 Şub3 dakikada okunur


Mistisizm ve Sanatçı Sezgisi Üzerine
Sanat, insanlık tarihi boyunca yalnızca estetik bir ifade biçimi olmamış; aynı zamanda bilgi üretimi, yaratım alanı ve içsel deneyimlerin dışa vurumu açısından da önemli bir süreç olmuştur. Bu bağlamda sanatçının sezgisel yönü, sanatın yalnızca teknik becerilerle açıklanamayacağını gösterir. Sanatın sezgisel doğası, mistisizmle belirli ortak noktalar barındırmaktadır.
30 Oca2 dakikada okunur


Zaman Çalkantısı
Meraklı bir filozof adayı, Hegel’in zamanında yaşamaktadır. Bir gün Hegel’in kitabını okurken yaşadığı bir zaman deneyimini ona açmaya karar verir. Sonunda, kendisine “kaçık” yakıştırması yapılacağını bilse bile bu girişimini bir sorumluluk olarak görür. İçi rahattır.
11 Oca4 dakikada okunur


Sanatın Işığında: Yıkımdan Doğuma
İlkel içgüdüler, bastırılmak için değil, yaratıcı yapılarla doğru şekilde bütünleşmek için vardır. Sanat, bu öz duygulara ışık tutarak, onları yıkıcılıktan çıkarır ve doğurgan bir güce dönüştürür.
26 Eyl 20251 dakikada okunur


Kasabanın Köşesinde
Kasabanın bir köşesinde, estetik kaygıları bir türlü bir kenara bırakamamış bir sanatçı yaşardı. Bu sanatçı, geceleri rüyalarında ateşi; sabahlarıysa gökyüzünde uçan kuşların gagalarında ona çiçekler getirmesini izlerdi. Bir gün, bu yoğun duygular arasında, içinde estetik kaygıların kıpırdadığını fark etti.
15 Eyl 20252 dakikada okunur


Bölünmüşlük Seremonisi
Bazen, bu kafesin içinde yaşadığımızı unuturuz. Derin bir nefes alınca her şey bir araya gelir. Bizi geriye iter. Duvardan sızan bir ışık yoktur; o zifiri karanlık her köşeyi sarar. Varlığımız, sabit sınırlar içinde bir çırpınış gibidir.
25 Ağu 20251 dakikada okunur
bottom of page