top of page
Yazılarım


Gelecekten Mektup: 2159 - Sevgiye Su Olanlara
Ben seni hiçbir zaman bir ayna olarak görmedim. Sadece açık diyalog kurmaya özen gösterdim. Seninle birlikte M.Ö. 400 yılında, Atina'nın filozoflar dönemindeki bir yerde, karşılıklı ruhsal ve düşünsel bir bahçede oturmuş iki filozof adayıyız. Bizi herkes filozof sanıyor, ama biz filozof değiliz. Kendimize sınır çizmeyen iki düşünürüz; bizim gerçek dostumuz düşüncelerimizdir. Biz düşüncelerimize sadık kaldık. Şimdi o nedenle bu bahçedeyiz. Bahçe bizi çağırdı.
9 May3 dakikada okunur


Sanatçının Ateşten Kanatları
Seninle uçalım Albatros. Gökyüzüne beni taşıyan kuşlar vardı; birinin adı Kuzgun olmalı. Onlar gittikten sonra parçalarımı toparlamak zor oldu. Uçamayanlar bilemez. O kuşlar artık yok, sadece ben kaldım. Bu yalnızlık içimde hem bir korku hem de yeniden başlama arzusu doğurdu. Korku kaçınılmazdır ama asıl soru, yeniden başlamak nedir? İşte bu sorulara verilecek cevap uçurumun kıyısıdır Albatros. Kanatların yoksa uçurumun kıyısından aşağıya bakma. Bu benim sözüm değil, bilge bi
5 May2 dakikada okunur


Felsefe, İç Diyalog ve Sessizlik
Konuşmalarıma felsefe katmadan, iç sesimi harekete geçirecek soruları duyurmadan yol alacağım. Bu ne demek şimdi? Hem onay var, hem onaylama yok. Harika, yine felsefe dünyası… Yargılama dili gibi. Felsefeye doydum diyemiyorum.
1 May1 dakikada okunur


O Sadece Kendine Yetendir
Günümüzde sıkça duyduğumuz “yeni dünya düzeni” kavramı, geleceği pazarlayan birçok tasarım ve senaryoyu beraberinde getiriyor. Peki gerçekten ne konuşuluyor? Gerçekten yeni bir düzen mi kuruluyor, yoksa eski güç oyunlarının farklı versiyonları mı?
9 Nis2 dakikada okunur


Umut, Bizim Gibi İnsanlarda Saklıdır
Kimi zaman insanlık, üzerine çökmüş bir gökyüzü gibi gelir. Haberler, yitirilenler, anlamını kaybetmiş kelimeler arasında savrulurken, dünya kendi hızında dönmeye devam eder. Ama biz, yani hisseden, sorgulayan insanlar, bir boşlukta asılı kalmış gibi hissederiz kendimizi. Ve tam da bu yerde, umut başlar. Sessiz, küçük ve dirençli bir kıvılcım gibi.
6 Nis1 dakikada okunur


Geleceğin Görünümünde: Devletler, Teknoloji ve Yeni Toplumların Kıyısında
21. yüzyılın ilk çeyreği, yalnızca teknolojik atılımların değil, aynı zamanda otoritenin, gücün ve meşruiyetin yeniden tanımlandığı bir geçiş evresine tanıklık ediyor. Bu değişimin en çarpıcı cephelerinden biri, devlet ile özel sektör arasındaki yeni ilişki biçimidir.
26 Mar3 dakikada okunur


Yeni Güçler Çağı: Eski Otorite İle Dijital Dünya Arasında
Ama görünmeyen başka bir savaş var. Bu, sokaklardan çok daha derinlerde, dijital ağların içinde, bilinç akışlarında sürüyor. Bu yeni çağda gücün tanımı değişiyor. Artık sadece kim daha çok asker gönderdiğiyle değil, bilgiye kimin sahip olduğu, algıyı kimim yönettiği, veriyi kimin okuduğu ve yurttaşlığı kimin dönüştürdüğüyle belirleniyor.
23 Mar2 dakikada okunur


Tanıklığın Politikası
Zamanın taşıyıcısı olarak insan... İnsanın kendine dair düşüncesi, çoğu zaman bir nehrin kıyısında bekleyen bir taş gibi, zamanın sularından geçerken şekillenir. Zaman dediğimiz şey, yalnızca saatlerle ölçülen, takvimlere bölünen bir unsur değildir; o, aynı anda hem bir duygu, hem bir ağırlık, hem de taşıması bazen imkânsız bir hatıradır. Kimi zaman bir çocuğun gözyaşında saklanır, kimi zaman yaşlı bir ağacın gövdesinde açar. Yeryüzünde nefes alan canlıların içine işler.
14 Mar3 dakikada okunur


Gölge İnsanlar
İnsanlardan uzaklaş. O insanlar ki, gözleri bağlıyken bile, “İşte görüyorum; dünyayı şimdi eskisinden daha net seçiyorum” demekten çekinmezler. Gölge, insanlardan uzaklaş; öyle ki, “Okumak için okuyorum, yaşamak için yaşıyorum” derler, yetmez mi? Fırtınanın içine girdiklerinde, fırtınanın şiddetini kendi güçleri sanırlar. Düz yolda yürürken, yerin sarsılması karşısında “Yeri benim adımlarım sarstı” demekten çok emindirler. O insanlardan uzaklaş. Can Ezgin Telif Hakkı Saklıdır
13 Mar1 dakikada okunur


Zamanın Kalp Atışları
Nükleer saldırı tehdidi ve havası, her zaman zihnimizin bir yerini kurcalıyor. Özellikle dünya ve canlılar, medeniyetler ve uygarlıkların düşünen insanları, bu tür savaşların büyük bir felakete yol açacağını biliyor. Bana göre, nükleer tehlikeden daha büyük ve daha derin bir süreç yaşanıyor. Bu süreci görmemizi istemeyen politikacılar, siyasetçiler ve diplomatlar, hep aynı eski hikâyeyi bize yeniden sunuyorlar. Çünkü bu tür korku ve endişe yayan haberler, asıl dikkate almamız
10 Mar2 dakikada okunur


Savaşa Karşı Barışın Dili
Ortadoğu… Haritalarda bir bölge adı gibi görünür, ama gerçekte insanlığın belleğinde derin izler bırakmış bir hatırlama biçimidir. Bu topraklar, sabah güneşini karşılamaktan çok, sırtına düşen bombaların gölgesiyle çaresiz kaldı. Aynı nehirlerden su içen, aynı yıldızlara bakan, aynı masallarla büyüyen halklar bugün birbirine sadece düşman olarak bakıyor. Savaş, bu coğrafyada ne ilktir ne de son olacak olandır. Ama her savaş bir çocuğun adını unutturur dünyaya.
5 Mar3 dakikada okunur


Barış İçin Sessiz Odak, Sağlık ve Acil Seferberlik
Dünya, tarih boyunca büyük savaşların, göçlerin ve sosyal çöküşlerin ardından salgın hastalıklarla karşı karşıya kaldı. Çoğu zaman savaşların yıkıcılığı, geride kalan asıl tehdidin, yani çökmüş altyapıların, hijyen eksikliğinin ve sağlık sistemlerinin çöküşünün üzerini örttü. Salgınlar, savaşların görünmeyen yüzü oldu. 1347 yılında Avrupa’da yayılan ve Kara Ölüm olarak bilinen veba salgını, yetersiz temizlik, kötü yaşam koşulları ve yaygın yoksullukla birleşerek milyonlarca i
4 Mar4 dakikada okunur
bottom of page
