

Tanıklığın Politikası
Zamanın taşıyıcısı olarak insan... İnsanın kendine dair düşüncesi, çoğu zaman bir nehrin kıyısında bekleyen bir taş gibi, zamanın sularından geçerken şekillenir. Zaman dediğimiz şey, yalnızca saatlerle ölçülen, takvimlere bölünen bir unsur değildir; o, aynı anda hem bir duygu, hem bir ağırlık, hem de taşıması bazen imkânsız bir hatıradır. Kimi zaman bir çocuğun gözyaşında saklanır, kimi zaman yaşlı bir ağacın gövdesinde açar. Yeryüzünde nefes alan canlıların içine işler.
14 Mar3 dakikada okunur


Gölge İnsanlar
İnsanlardan uzaklaş. O insanlar ki, gözleri bağlıyken bile, “İşte görüyorum; dünyayı şimdi eskisinden daha net seçiyorum” demekten çekinmezler. Gölge, insanlardan uzaklaş; öyle ki, “Okumak için okuyorum, yaşamak için yaşıyorum” derler, yetmez mi? Fırtınanın içine girdiklerinde, fırtınanın şiddetini kendi güçleri sanırlar. Düz yolda yürürken, yerin sarsılması karşısında “Yeri benim adımlarım sarstı” demekten çok emindirler. O insanlardan uzaklaş. Can Ezgin Telif Hakkı Saklıdır
13 Mar1 dakikada okunur


Zamanın Kalp Atışları
Nükleer saldırı tehdidi ve havası, her zaman zihnimizin bir yerini kurcalıyor. Özellikle dünya ve canlılar, medeniyetler ve uygarlıkların düşünen insanları, bu tür savaşların büyük bir felakete yol açacağını biliyor. Bana göre, nükleer tehlikeden daha büyük ve daha derin bir süreç yaşanıyor. Bu süreci görmemizi istemeyen politikacılar, siyasetçiler ve diplomatlar, hep aynı eski hikâyeyi bize yeniden sunuyorlar. Çünkü bu tür korku ve endişe yayan haberler, asıl dikkate almamız
10 Mar2 dakikada okunur





























